Bir Sayfa Seçin

#7 İçindeki Öğrenciyi Başarıya Ulaştır

Avcunu bir kupa favori çay ya da kahven ile doldur, favori müziğini kulaklarınla buluştur. Seni muhteşem bir rehber bekliyor. Yaklaşık beş aydır üzerinde çalıştığım ve önemli bir kısmını tamamladığım; neler öğrendiğimi seninle paylaşacağım bir dönüşüm yazısı olacak bu 🙂

Haydi başlayalım.

Önce yazımızdan bazı konu başlıkları ve alıntılarla seni biraz meraklandırayım;

Okuyacakların hem derslere/sınavlara hem de hayata bakış açını değiştirip geliştirecek. Hatta bazı stratejileri ömrün boyunca kullanıyor olacaksın.

… Bana şu durumdayım, ne yapacağım? diye soran öğrenciler oluyor. Mesela sınava az kalmışken yeterince çalışmadığını; ya da yanlış tercih yaparak istemediği bir üniversitede okuduğunu anlatan öğrenciler oluyor. Ya da yukarıdaki gibi, bir dersi sevmediğini ama sınav yaklaştıkça artık onu halletmesi gerektiğini ama yine de canının istemediklerini anlatıyorlar…

… Bir derse karşı tam bir isteksizlik içindeysen sebebi bu…

Sosyal medya fenomeni olmak mı yoksa hayalindeki üniversiteyi kazanmak mı isterdin?

Hmm.. Meraklandın mı? 🙂

Yaklaşık 5 aydır beri İçindeki Devi Uyandır ve Sınırsız Güç kitapları üzerinde çalışıyorum. Evet, bildiğin çalışıyorum. Çünkü bir nefeste okunup bitirilecek kitaplar değiller 🙂 Kitapların amacı daha mutlu ve başarılı bir hayat elde etmek olduğu için çokça pratik gerektiriyor. Kitapları yenice yarıladım ancak şimdiden beklediğimden de fazla yararlı oldu. Bunu fark ettiğim için senin de işine yaramasını istiyorum 🙂

Bir ara not geçeyim. Kitapları almana gerek yok. Ben en önemli bulduğum, sana yararlı olacağını düşündüğüm yerleri paylaşacağım. Ancak genişçe bir vakit yakalarsan eğer kitapları mutlaka okumanı öneririm 😉

Aslen aklımda iki kitabı da bitirip, içindeki tüm bilgileri damıtıp en yararlı bilgileri sana sunmak var, ancak bu hem biraz zaman (aylar belki bir veya birkaç yıl) alacak hem de kitapların özeti bile çok uzun olacak. Onun yerine daha farklı bir fikrim var. Bugünlerde kitapları geldiğim yere kadar baştan okumaya karar verdim.

İlk olarak İçindeki Devi Uyandır’la başladım ve dikkatimi çeken, altını çizdiğim yerleri seninle parça parça paylaşmak istiyorum. Bu yazı hem senin için faydalı olacak hem de ben not tutmayı sevdiğim için ara ara bu yazıyı açıp bilgilerimi tazeleyeceğim 🙂

Tony Robbins de kim?

İşe başlamadan önce biraz yazardan biraz da kitapta genel olarak ne anlatılıyor ondan bahsedeyim.

Tony Robbins, önceden bir binanın kapıcılığını yapıyormuş ve hayatı hiç de istediği gibi değilmiş. Daha sonra bu kitapta anlattığı yöntemlerle işe başlamış ve birkaç yıl sonra çok harika bir hayat elde etmiş. Günümüzün en güçlü motivasyon konuşmalarını yapan, çokça insana ilham olmaya devam eden bir başarı figürü.

Beklediğimden de güzel bir görsel oldu bu. Tam indirmelik :)) İstersen buradan indirebilirsin.

Kitapta neler anlatılmıyor ki…

Kitapta anlattığı yöntemlerin temel prensibi kendimizi değiştirmek için aylarımızı vermeye gerek olmadığı üzerine. (Eğer varsa) yıllardır sahip olduğun kötü bir alışkanlıktan bir (ya da birkaç) günde kurtulabileceğin üzerine. Aslen, hepimizin değiştirmek istediği davranışlar var. Erken uyanamamak (ya da sürekli alarmı ertelemek), insanlara karşı önyargılı yaklaşmak, bazı dersleri sevmemek vb.

Bir şey fazla olağanüstü görünüyorsa hepimiz şüpheye düşeriz, bu konuda çok iyi olduğumu söyleyebilirim. Bu yüzden beni ikna etmek genellikle zordur 🙂 Tony Robbins’i daha önceden takip ettiğim için kitaplarına da bir şans vermek istedim ve değişimi gerçekten gördüm. Bu yüzden için rahat olsun, okuyacakların hakikaten geçerli stratejiler olacak.

Şimdi, emniyet kemerlerimizi bağlayalım çünkü işler biraz karmaşıklaşacak 🙂

Aaşağıdaki paragrafı biraz yavaşça oku ve biraz da üzerinde düşün. Çünkü gerçekten çok değerli bilgiler içeriyor. Sadece Tony Robbins tarafından değil, bu kıymeti bilgiler (belki daha önceden duyduğun) bilişsel davranışçı terapi denilen bir sahada da yaygın olarak kullanılıyor.

Bir derse karşı tam bir isteksizlik içindeysen sebebi bu,

Kitap, kötü bir davranıştan düşüncelerimizi değiştirerek kurtulabileceğimizi anlatıyor.Gerçekten de bizi belli davranışlara yönelten (mesela matematik çalışmak istememek) belli duygular (matematikten nefret etmek) ve bunun da altında yatan belli düşünceler (matematik çalışmak zordur, matematik dersini yapamıyorum) vardır. Bu davranış altta yatan düşünceyi güçlendirir ve bir süre sonra bunlar kemikleşir ve birisi “matematik aslında kolay” dese ve bunu sana kanıtlasa bile sen “Olsun ben yine de sevmiyorum” dersin.

Çoğu kez bizim fark ettiğimiz en yüzeydeki şeydir, matematik çalışmamak. Ancak bunu analiz ettiğimizde aslında matematiği yapamayacağımızı düşündüğümüz için sevmediğimizi fark ederiz. Bu ilk düşünce mantıklı/doğru olmak zorunda değildir

İki basit adımda bu düşünceyi değiştirerek matematiği sevmeye başlayabiliriz. Gerçekten 🙂 Bu adımlar basit ancak kolay değildir, sonuçta çok zorlayıcı bir davranıştan kurtuluyoruz.

Bu adımlardan ilki bu altta yatan düşünceyi keşfetmek, ikincisi de bu düşünceyi değiştirecek sistemi uygulamak. Bu sistemden de konuşuyor olacağız.

Oysa bugün bakıyorum da, geçmiş başarısızlıklarım ve çaresizliklerim altında bugünkü hayat düzeyimi yaratan anlayışın temelini atıyormuş, diyorum.

Pek çok kişinin hayatta başarısız olmasının nedenini, önemsiz şeylerde ustalaşmak olarak görüyorum.

Bu benim ilk kez Tai Lopez’den duyduğum ve “Hakikaten de öyle!” dediğim bir gerçek.

Bu cümle ne anlatıyor? Kendimden örnek vereyim, ortaokulu bitirip sınava gireceğim günlerde benim aklımda bilgisayar oyunları vardı, bir tanesinde acayip iyiydim. Bazı günler çok iyi skorlar yapıyor ve bununla gurur duyuyordum. Fakat bu, hakikaten çok şey ifade ediyor mu? O oyunda çok iyi olmamın bir sene sonra, beş ve on sene sonra ne anlamı kalacaktı? Hayatım boyunca sayamayacağım kadar vaktimi o oyunda iyi olmak için mi harcayacaktım? Ona harcayacağım vakti ders çalışmaya ayırsaydım çok daha iyi bir lisede okuyacağım garantiydi. Senin de böyle içine düştüğün bir durum var mı bir düşün bakalım.

İstersen ben yardımcı olayım 🙂

Sosyal medya fenomeni olmak mı yoksa hayalindeki üniversiteyi kazanmak mı isterdin?

Gerçekten, bugün bakıyorum da bizim nesilimiz uçucu şeylere aşırı değer veriyor. Sosyal medyada mükemmel görünen hayatlardan tut, hayatımızdaki sorunları bir parmak şıklatarak çözebileceğimize inanmamıza kadar pek çok şeyde kolaya kaçıyoruz. Başarılı olma hissinin aslen uzun vadeli çalışmalardan sonra gelmesi gerekir, çünkü kalıcı olan tek şey odur. Gördüğün gibi, o oyunda birinci olmam beni sadece bir dakikalığına mutlu ediyordu ama sınavı kazanmak hayatım boyunca yanımda taşıyacağım bir başarı. Bu çok ince bir konu, belki ileride daha detaylı konuşuruz 🙂

Çok merak ettiysen yarınki Ders Çalışmak Neden Zor Gelir yazısında bunu konuşacağız 🙂

Kitap üç bölümden oluşuyor:

#1 Standartlarınızı yükseltin

Bir değişiklik yapmak istediğiniz zaman ilk yapmanız gereken şey standartlarınızı yükseltmektir.

#2 Sınırlayıcı inançlarınızı değiştirin

İnançlarımız birer sorgulanmaz emirdir. Bize her şeyin nasıl olduğunu, neyin mümkün, neyin imkansız olduğunu, neyi yapabilip neyi yapamayacağımzıı onlar söyler.

Yeni standartlara ulaşmadan önce, içimizde onlara kesin olarak ulaşabileceğimize güvenmemiz gerekmektedir. (İşte bu, Kesin İnanç diye bildiğimiz, Başarı Piramidi’nin en üst katını oluşturan şey :))

#3 Stratejinizi değiştirin

Benim ana inançlarımdan biri, standartlarınızı yükseltip kendinizi inandırabildiğiniz zaman, stratejileri de kesinlikle kendi kendinize bulabileceğiniz yolundadır.

Her durumda uygulanabileceğin stratejilerin en iyisi, kendinize bir rol modeli bulmaktır. Sizin isteidğiniz sonuçları şimdiden elde etmiş birilerini bulup, onlardan bilgi edinmektir. O kişilerin neler yaptığını, kilit inançlarının neler olduğunu, nasıl düşündüklerini öğrenin.

Özellikle ikinci bölüm, bütün hayatın boyunca dikkat etmen gereken çok önemli bir konudur. Her an her konu hakkında istemeden (bilinçsiz olarak) sınırlayıcı inançlar oluşturabiliriz. Herhangi bir şeyle ilgili “yapamam” hissi buradan gelir. İşte sana hayatının geri kalan her senesi için önemini koruyacak bir başarı stratejisi 🙂 Ben bu bölümdekileri uyguladım ve işe yaradığını biliyorum; senin hayatında büyük bir etkisinin olacağına inanıyorum.

Bana şu durumdayım, ne yapacağım? diye soran öğrenciler oluyor. Mesela sınava az kalmışken yeterince çalışmadığını; ya da yanlış tercih yaparak istemediği bir üniversitede okuduğunu anlatan öğrenciler oluyor. Ya da yukarıdaki gibi, bir dersi sevmediğini ama sınav yaklaştıkça artık onu halletmesi gerektiğini ama yine de canının istemediklerini anlatıyorlar.

Verdiğim yanıtlarda ve bu konuda yazdığım yazılarda ilk önce işin duygusal kısmına dikkat etmeleri gerektiğini anlatırım. Başarmak için ihtiyacın olan her şeye sahip olabilirsin ancak kendine bir duygusal engel yaratmışsan, sıkılmadan 60 saniye bile çalışamazsın.

Kendini İkna Etmenin En Güçlü Yolu

Bir ara not geçeyim, ikna etme (kendini ve başkalarını) üzerine uzuun zamandır çalışıyorum ve Tony Robbins’ten kendini ikna etmenin 1 numaralı yolunu öğrenmiş bulunuyorum. Deneyip işe yaradığını da gördüm 🙂 Bu basitçe, yapmak istediğn şeye zevki, istemediğine acıyı bağlamak üzerine; yani duygusal gücü olumlu bir şekle büründürmek üzerine. Çok güçlü bir yöntem ama bunu Sınırsız Güç kitabından bahsederken detayıyla ve hakkını vererek anlatmak istiyorum.

#1 Standartlarınızı yükseltin

Kararlar: Güce Giden Yol

Hayatımızı biçimlendiren, ara sıra yaptığımız şeyler değil, sürekli olarak yaptığımız şeylerdir.

Şu anda, her gün vermekte olduğunuz kararlar gelecekte kim olacağınızı biçimlendirecektir.

Dün 12 saat ders çalışmışsan bu harika ama kendini biraz fazla yorduğun için bugün kalem kıpırtadamıyorsan bunun üzerinde düşünmemiz gerekir. Uzun vadede düzenli olarak ders çalışmak en iyisidir 😉 Bazı günler biraz fazla bazı günler biraz daha az çalışabilirsin, sorun değil; büyük resime baktığımızda gördüğümüz daha önemlidir.

Benim bütün hayatım bir tek günde değişti. O gün hayatımda nelere sahip olmak istediğime değil, kim olduğuma ve nelere sahip olmaya adandığıma karar verdiğim gündü. Bu basit bir farktır, ama çok önemli bir farktır.

Kendine inanmanın 3 seviyesi vardır; Denemek, Düşünmek ve Kesin İnanç.

Denemek “ya tutarsa” deyip harekete geçmektir; düşünmek “tutacağını düşünüyorum” demektir. Kesin İnanç ise “tutacağını biliyorum” deyip aksiyon almaktır. Elbette her şey senin kontrolünde değildir, bundan bahsetmişim 🙂 Kısaca alıntı yapayım;

Başarı ve mutluluğun kurallarından biri der ki “Değiştiremeyeceğin şeyleri dert etmeyi bırak ve değiştirebileceklerine odaklan”.

Yine de her türlü, sınavda nereye ulaşabileceğin konusunda senin kontrolünde olan şeyler işin çok büyük kısmını oluşturur. İşte bu kısmın tamamını doldurmak için kendine kesin olarak inanmalısın.

Standartlarınızı belirlemek ve hayatınızda ne olursa olsun onlara göre yaşamak zorundasınız. Her şey ters gitse bile, düzenlediğiniz geçit töreninde yağmur yağsa, borsa çökse, sevgiliniz sizi terketse, ihtiyaç duyduğunuzda kimse size destek vermese bile, yine de hayatınızı en yüksek düzeyde yaşama kararına adanmışlığınız bozulmamalıdır.

Seni bu son paragrafı biraz düşünmeye davet ediyorum. İnan ki, sadece şu son paragraftaki adanmışlığa sahip olanların önünde gerçekten hiçbir engel duramıyor. Bu güce sahip insanlar var ve öyle hızlı ilerliyorlar ki rakiplerine de tozunu yutmak kalıyor 🙂

Güzel bir başlangıç oldu. Ben böyle uygulama gerektiren ve sağlam olan kitapları genelde not tutuyorum, arada bir tekrar baştan okuyorum. İlk defa blogda bu tarz bir yazıyı paylaşmış oldum. Yazı hakkında ne düşündüğünü merak ediyorum 🙂

 

X

Şifrenizi mi unuttunuz?

Bize Katılın