Rehber #1: Türkiye’nin En İyi Üniversitesini Nasıl Kazanabilirsin?

Rehber #2: Sana YKS’yi Kazandıracak Şey

Rehber #3: Sınavı Kazanmak için Gerekenler

Türkiye’nin En İyi Üniversitesini Nasıl Kazanabilirsin?

SINAVA GİREN ÖĞRENCİLERİN EN ÇOK ZORLANDIĞI ŞEY VE ÇÖZÜMÜ

Merhaba, ben Hakan Eröztekin. Başlıkta okuduğuna inanamıyorsan aramıza hoşgeldin 🙂

Bu eğitimi tamamladığında sınav hazırlığına dair çok daha iyi bir yaklaşım kazanacaksın. Sana YKS’yi kazandıracak 1 numaralı stratejiyi öğreteceğim. Ardından sınavı fethetmek için gereken bütün malzemelere sahip olabileceksin.

İşe bu çok önemli konu ile başlıyoruz: Türkiye’nin en iyi üniversitelerini kazanmak. Kulağına şaka yapıyorum gibi mi geliyor? Hayır, ben çok ciddiyim.

Buradaki “en iyi üniversite” kavramı istediğin bölüme göre değişebilir ancak bu üç kelimeyi biraraya getirdiğinde aklına neresi ya da nereler geliyorsa onu kast ediyorum.

Hangi üniversite ve bölümü istediğinden hiç emin değilsen eğitimi tammladığında sonra bu su da berraklaşacak 🙂

Son 5 yıldan beri sınav rehberliği yaparak ulaştığım on binlerce öğrencinin en büyük derdi neydi biliyor musun?

Aldığım sayısız soru içinde bir numaralı olan şey; kendine inanmamak. Diğer bir deyişie; kendine güvenememek. Çevreden yeterince destek alamamak. O üniversiteyi gerçekten kazanıp kazanmayacağını bilememek.

Sen de bu sorunu yaşıyor musun? O zaman kollarımızı sıvayalım.

Maceraya başlamadan önce kısa bir not; eğitim boyunca ve sonrasında öğreneceklerinin çoğu bunun gibi kimisi uzun kimisi kısa blog yazılarından oluşacak. Blogdaki bazı rehberler resimli (infografik) olsa da genel olarak bir kitap okuyor gibi olacaksın. Video izlemek daha basit olurdu ama ben zor yolu izlemeni istiyorum. Hem yazarak kendimi ve öğretmek istediklerimi muhteşem şekilde anlattığımı söylüyorlar 😀

Bakalım sen ne düşüneceksin 🙂

Düz liseden mezun olup İTÜ’yü nasıl kazandım?

Sana biraz kendi hikayemden bahsedeyim. Çayını, kahveni al ve hikayemin tadını çıkart. Okurken bazı yerlerde öğrencilerin yaşadığı o büyük sorunla(kendine inanmamak) ilgili ipuçlarına dikkat et.

Üniversite sınavını kazanmak hiç de kolay değil. Bunu kabul ediyorum. Bu yetmez gibi bir de işin ciddiyetini daha biz çocukken kavramamızı bekliyorlar!

Ben ilkokul 5. sınıfta bilgisayar oyunları peşinde koşarken okulda bize sürekli test çözdürüyorlardı, yaşım sadece 12’ydi. Sokakta top oynayıp, yakalama oyunlarında arkadaşlarımı kovalayıp yere düşüp ağladığım yaşlardı.

Çok geçmeden, benim gibi yüz binlerce öğrenci ile yarışa sokulacaktım…

Bunu istiyor musun diye bana soran olmamıştı. Ben oyunlarımla, arkadaşlarımla ve dizlerimdeki yaralarla mutluydum. Ben henüz işin ciddiyetini kavrayamamışken ailemin beklentileri oluşmaya başlamıştı; abimin okuduğu liseye girmemi istiyorlardı.

Hatta abimin hocalarından bir tanesine “Kardeşi de yolda” diye anlatmışlardı, ben ise hala bilgisayar oyunları ve arkadaşlarımı kovalama peşindeydim. Yanlış bir şey yapmıyordum, çocukluğumu yaşıyordum.

Bir fırtına esti…

Hiçbir liseyi kazanamadım ve düz liseye kaydoldum. Sınavdan önce çevremin benden beklentisi daha da artmıştı ancak onları hayal kırıklığına uğratmıştım. Çok kötü hissediyordum.

Demek başarısız olmuştum, bu hayat boyu başarısız olacağım anlamına mı geliyordu? Sınav sonuçları açıklandığı gün öylesineç çaresiz ve bitik hissetmiştim ki ailemle birlikte parka dolaşmaya gitmiştik. Abimle yine top oynadık ama ben hayata 1-0 yenik düştüğümü hissediyordum. Aslen oyunun da 1’de bittiğini düşünüyordum. Artık yapacak hiçbir şeyim yoktu.

Benim gibi sınavı kazanamayan diğer öğrencilerle beraber okuyacaktım, yeni oyun arkadaşlarım onlardı.

Lisede aylar birbirini kovalarken, okulun ortamını da gördükçe işin ciddiyetini biraz da olsa fark etmeye başladım. Sınavı kazanamamamın sonuçlarıyla yüzleşiyordum, çok acıydı.

Ben daha liseye alışamamışken üniversite sınavı yaklaşıyordu…

Lisemin bana o kadar katkısı olmadı ki, ne kadar anlatsam az kalır. Ne adamakıllı bir ders işleniyordu, ne de benden başka işi bir gram olsun ciddiye alan birileri vardı.

Sınavlarda kopyalar çekiliyordu, ben sınavı yarılamadan kağıdını veren arkadaşlar hoca ile muhabbete başlıyordu. Ortam berbattı. O karanlık günler içinde beni fark eden iki hocamdı tek desteğim. Dört yıllık liseden iyi olarak hatırladığım tek şey buydu.

Dershaneye de gidiyordum elbet. Tuhaf bir şekilde, bana ciddi olarak hiçbir katkısı olmadı.

Öğrencileri puanlarına göre sıralıyorlardı. Ben yine, içlerinden en iyi sınıfa girmeyi başarıyordum. Sınıfta 16 kişi vardı, 15’i Simav’daki (Kütahya’nın bir ilçesi) en iyi lisenin öğrencileri ve ben vardık. Eh, aralarına kabul edilmem hiç de kolay olmamıştı. Ancak onlara baktığımda, onlar da kendilerine inanmıyorlardı. Her ne kadar iyi bir okulda olsalar da çok başarılı olacaklarına benim onlara inandığımın yarısı kadar inanmıyorlardı.

Günler yaklaşıyordu. Sınav adım adım geliyordu.

Bir sene sonra üniversite sınavına girecektim ve bir geceyarısı Simav’da 5.9’luk bir deprem oldu, evden kaçtık ve güneş doğana kadar dışarıda ateş başında sabahladık. İnsanlar çığlık atıyordu, nerede ne kadar hasar var, artık kim hayatta kim değil bilmiyorduk. Tek bildiğimiz şey güvenliğimizi evimizde değil soğukta ateşin başında biraradayken hissettiğimizdi. O gün sabaha kadar defalarca sarsıldık, ölümü bu kadar yakın hissettiğim başka bir gün olmamıştı.

Günlerce evimize giremedik ve bir daha da asla giremeyecektik. Aylarca başka evlerde yaşadık. Taşındığımız yerlerde de en ufak sarsıntıdan panikleyen insanlar mı dersin durmaksızın gürültü yapanlar mı dersin hepsi vardı.

Depremden sonra ben de iyice dağılmıştım. Odaklanamıyordum. Ne başımızı sokacak güvenli bir evimiz oluyordu ne de sakince çalışabileceğim bir masam. Gün boyunca tek yaptığım şey, gerçekten uzaklamaya çalışmaktı. Bilgisayar oyunları ve kitaplar tek kaçışımdı.

Tüm bunlar vardı ve bir de hayallerim vardı.

Yine de kendime inanmayı bırakmıyordum. Sınav senesi gelmeden önceki sıcak bir yaz gününde bir hocamla diyalogum sırasında ciddi olarak nerede olmak istediğimi ilk kez dile getirdim.

Ne okumak istiyorsun?

Bilgisayar Mühendisliği dedim. Çünkü yıllar boyunca en çok ilgilendiğim – hatta belki de tek ilgilendiğim – şey oydu.

Peki nerede okumak istiyorsun? Eğer mühendislik istiyorsan teknik okullara girmen daha iyi olur, zaten üç tane var; Yıldız Teknik, ODTÜ ve İTÜ.

Birkaç yıl öncesinde İstanbul’a bir kez gelmiştim ve aşık olmuştum “Ben burada yaşamak istiyorum” dediğimi unutamam. İyi bir okula girmeliydim lisede gördüğüm ortamı bir daha görmek istemiyordum. Sıralaması daha yüksek olan İTÜ’de karar kıldım. İTÜ’de iki tane Bilgisayar bölümü vardı, Türkçe ve İngilizce. O da iyisi olmalıydı, hocama dedim ki İTÜ Bilgisayar Mühendisliği’nin İngilizcesi. O da 5 bin civarından öğrenci alıyordu. Öyle yüksek bir sıralama ki sınava 2 milyon kişi giriyor desek her 2000 kişiden sadece 5’inin girebileceği bir yerdi. Bense alelade bir düz lise öğrencisiydim.

Hocamın tepkisi de beni hayal kırıklığına uğratmıştı,

Türkçe’si kaç binden alıyor? Orayı hedefle.

Bu cümleyi hala daha unutmam. Hocam bana benim kendime inandığım kadar inanmıyordu. Fakat ona da kızamazdım, ne adamakıllı bir lise eğitimim vardı ne de başaracağıma dair bir işaret. Tek sahip olduğum şey hedefimdi, İTÜ Bilgisayar Mühendisliği’nin İngilizcesi…

İlk denemem hayal kırıklığıydı. Haneye bir başarısızlık daha ekledim…

Sınava girdim. İlk sınavda 50 bininci oldum. Pek parlak bir sonuç değildi. Hatta kapkaranlıktı. Çünkü 50 binden 5 bine çekmek imkansızdı. İkinci sınavda da aynı sonucu aldım. Çok üzücü günlerdi.

Ailemi tekrar hayal kırıklığına uğratmıştım. Akrabalarım da bir bir haberi aldılar. E tabi böyle durumlarda sağdan soldan bir sürü tavsiye alıyordum, şöyle yap böyle yap diye.

Hepsini dinledim ama hiçbirine uymadım. Kendi kendime kaldım ve dedim ki, oyunu şah mat edeceğim. İşte o gün kaderim değişmişti. İkinci sene sınava girene kadar çevreden gördüğüm destek ve güven, ilk senenin yarısı kadardı ancak bu sefer elimde çok güçlü bir koz vardı, oyunu değiştiren o strateji.

İkinci yıl ne oldu? Sonuçlar beklediğimin de üstünde geldi. “En kötü ihtimalle YGS’de ilk 10 bine girersem LYS ile daha da yukarı çekerim” diye düşünüyordum. Hedefim 5 bindi ve ben arada iki bin başarılı öğrenciyi de geride bırakarak YGS’de ilk 3 bine girdim. Sonuç sayfasını gördüğümde çığlığı basmıştım :))

İşte 50 binden gelip Türkiye’de ilk 3 bine girme hikayem böyle başladı. O stratejiyi merak ediyorsun biliyorum. Kesin inanç. Bir kez kendine sonuna kadar inanmayı başardığında durdurulamaz hale gelirsin. Ne bölgedeki diğer okulların başarılı öğrencileri ne de Türkiye’nin ilk 10 binindeki diğer öğrenciler, hepsini sollayabilirsin.

Kendine inancını güçlendirme aşamasına geliyoruz. Şimdi, aşağıdaki çok önemli soruları düşün. Bir belki iki cümlelik kısa yanıtlar vermen yeterli.

  • Sen de benzer zorlukları yaşıyor musun?
  • Çok sağlam bir hedefin olduğunu düşünüyor musun?
  • Sınavı kazanacağına kesin olarak inanıyor musun?
  • Ailenin ve çevrenin beklentilerini üzerinde hissediyor musun?
  • Hocalarının baskısı, seni diğer öğrencilerle kıyaslaması canını mı sıkıyor?
  • Ortada binlerce konu anlatımlı kaynak varken, hiçbirinin senin gerçekten sınavı kazanmanla ilgilenmediğini fark ettin mi?
  • Rehber hocalarının birbirinin kopyası olan programlarından, klişe sözlerinden hatta hiç ilgilenmemesinden bıktın mı?
  • Günde yüzlerce soru çözmen gerektiğini, sürekli çalışman gerektiğini hissettiğin halde bazen kalemi tutacak gücün bile olmuyor mu?

Biliyorum, hepsini biliyorum. Kendi tecrübelerimden, derdini dinlediğim sayısız öğrenciden. Bana anlattıklarından. Öğrencilerin derdi, yaşadığı zorluk çok fazla ama yardıma koşan yok.

Dahası ne biliyor musun? Durumu düzeltmek için en yetkili olan kişiler bile bir bakıyorsun sınav sistemini birden değiştiriveriyor, her şey tepetaklak oluyor. Bu da senin gibi öğrencilerin stresin, kaygısını doruğa tırmandırıyor.

Nasıl tırmandırmasın? Seni düşünmüyorlar ki.

Kime güveneceksin?

Daha da önemlisi, tüm bunlar olurken sen ne yapacaksın? Bunları bahane olarak mı kullanacaksın yoksa bunlara rağmen başaracak mısın?

Her sene sınav birincilerine başarılarının sırrı sorulur. Yanıt klasiktir “çok çalıştım”. Ama gerçeği gizlerler. Çok çalışan yüz binlerce öğrenci var neden hepsi çok iyi puanlar alamıyor? diye düşündürürler.

Çok çalışsam, biraz program yapsam yeter diye düşünen öğrenciler sınavlar açıklandığında hayal kırıklığına uğruyor. İçlerinde iyi sıralama yapanlar da çıkıyor elbet ancak kaliteli bir çalışma sistemiyle onun bile üstünü elde edebilecekken bununla yetinmek zorunda kalıyorlar.

Bundan bir yıl sonra (sınav bittiğinde) bu düşünceye inanmanın pişmanlığını yaşarsın. İlk yılımda ben de bunlara inanıyordum, istediği yerin çok uzaklarda bir yerde kaldığını ve ulaşamadığını bilmek çok kötü bir his. Hani kabus görürken koşup kaçamazsın ya o derece güçsüz ve çaresiz hissedersin.

Bu düşünceye inanıp istediği sonucu elde edemeyince “Nerede yanlış yaptım?” diye düşünen öğrenciler, tatmin edici bir yanıt bulamaz.

Öğrencilerin en büyük dertlerinden biri de, istemediği üniversiteye yerleşmek. İstediğin sıralamayı elde edemediğinde “boşta kalmamak için” bir yeri yazarsın, ailen istedi diye bir yeri yazarsın. İlk haftadan oradan nefret etmeye başlarsın (tersinin gerçekleşmesi yani çok istemeden girdiğin bir yeri sonradan sevmen çok zordur).

Keşke daha çok çalışsaydım dersin. Sorun az ya da çok çalışmakta değildir ne olursa olsun, sonuçta istemediğin bir yerde sıkışıp kalmışsındır. Bir yandan sınava tekrar hazırlanmak istersin, bu sefer puanın kırılacaktır. Çıkmaza girmişsindir. Ya istemediğin bir yerde yıllarını geçirecek ve hayatın boyunca o istemediğin ünvanı taşıyacaksın ya da bir yılını bir kat daha zorlaşan sınavı kazanmak için feda edeceksindir.

İTÜ’yü kazandığım sene uyguladığım ve anlattığım öğrencilerin çok daha iyiye ulaşmalarını sağlayan şeyi artık biliyorsun. Kendine inanmak ya da çok daha güzel bir tabirle “Kesin İnanç”.

Şimdi, hazırsan kendine inancını güçlendirmeye başlayalım.

Kendine inancının ne seviyede olduğunu düşünüyorsun? Hayalindeki üniversiteyi kazanacağına kesin olarak inanıyor musun? Çok iyi bir üniversite kazanacağına inanıyor musun? Kendine inancını 10 üzerinden puanla.

Şuanki seviyen iyi ya da kötü olabilir hiç fark etmez, ama olduğundan çok çok daha iyi bir seviyeye getirebileceğimiz kesindir. Bugün kendine ne kadar inandığın geçmişte yaşadıkların, çevrenin sana güveni vb. olaylarla şekillenmiştir ve sen tüm bunların çok da farkında değilsindir. Ancak her şeyden önce şunu bil; bugün hangi durumdaysan bu, zamanında kendine güvenerek (veya yeterince güvenmeyerek) verdiğin kararlarla belirlenmiştir. Çok iyi bir lisede okumak istediğin için ya da sadece ailen için o okulu kazanmış olabilirsin, ya da basitçe o kıyafetin sana yakışacağını düşündüğün için onu keyifle giyiyorsundur. Kendine inanmak, başarılarını ve hayatını derinden etkiler.

Kendine inanmanın 3 seviyesi vardır; Denemek, Düşünmek ve Kesin İnanç.

Denemek yetmez… 

“Sınava girelim bakalım ne olacak?” diyen birinin kaliteli bir sonuç elde etmesi imkansızdır. Bu yaklaşım hayatın her alanında da böyledir. Üstelik deneme-yanılma metodu çoğunlukla zaman kaybıdır. Sınava iki defa, üç defa, beş defa giren insanlar da vardır. Üniversite sınavında takılıp kalmak çok acı bir duygudur.

Düşünmek de yetmez…

Düşünmek, “Yapacağıma inanıyorum” demektir. Denemeye göre daha iyi sonuç getirir. Sınava girip görece iyi sonuç elde eden öğrencilerin çoğu bu seviyededir. Ancak çok iyi sonuç elde etmek için yeterli değildir. Bu çok iyi sonuç, illa Türkiye’de derece yapmak anlamına gelmez, kendi ulaşabileceğin en iyi yere ulaşmak demektir. Öte yandan, isteyen herkes gereken çabayı gösterdiği taktirde, biraz da şansın yardımıyla en iyi üniversiteleri kazanabilir.

Kesin olarak inanmalısın!

Kesin inanç ise “Yapacağımı biliyorum” demektir. Elbette her şey senin elinde değildir, başarında pastanın en büyük payı senindir, onu sonuna kadar iyi kullanmanın yolu kesin inanca sahip olmaktan geçer.

Çok başarılı insanların uyguladığı stratejilerden biri de DURUMA BAKARAK SONUCU BELİRLEMEK değil SONUCU GÖREREK HAREKETE GEÇMEKTİR.

Bu ne demek? Benim durumumda, “düz lisedeyim, sınavı da kazanamadım” diye düşünseydim bugün bu satırları okuyor olmazdın, değil mi? Ben nerede olduğuma bakmadan, sınava girmeden dahi İTÜ Bilgisayar Mühendisliği’nin İngilizcesi diye kararımı vermiştim. İlk yılda değil ikinci yılda kazanmam ise kesin inancı çok daha güçlendirmeme ek olarak uyguladığım birçok başka stratejinin sayesinde oldu, 50 binden 47 bin kişi yukarı yükselmemi sağlayan stratejiler 🙂

Peki sen hangi aşamadasın? Bir sonraki yazıda; Kesin inancı sağlamanın 1 numaralı yolunu konuşacağız, o rehberdekileri başarın için mutlaka öğrenmelisin.

Yazıyı hazırladığımda sana mail atacağım.

Kendini hangi aşamada görüyorsun? Sınava hazırlanırken senin en çok zorlandığın yer neresi? Hikayemi ve bu rehberi nasıl buldun?

Yorum olarak benimle paylaş 🙂

55 Yorumlar

  1. Sena Sever

    ben hayatımda bu kadar azimli bu kadar başarısını bildiklerini paylaşmayı seven birine daha denk gelmedim

    Yanıtla
    • Gizem

      Yazinizi her kelimesini dikkate alarak okudum. Ve suan kendime ne kadar inanmam gerektiğini öğrendim dogrularimla ve yanlislarimla kendime inanmam gerektiginin beni basariya ulastiracagina daima ileteceğini gördüm. Azminiz ve kendinize olan inanciniz beni cok etkiledi dogrusu umarim bende basarili olur ve hayirlisiyla istedigim üniversiteyi kazanırım. 🙂

      Yanıtla
      • Elif sena yuksel

        Ağlayarak okuduğum beni derinden etkileyen tek yazıydı..

        Yanıtla
      • Hakan Eröztekin

        Sana güveniyorum 🙂

        Yanıtla
        • Elif sena yuksel

          O kadar çok benzettim ki kendi hikayeme ortaokulda müdürlerim ogretmenlerim ailem butun arkadaslarim ve ben ,benden bir fen lisesi beklerken bir anadolu lisesini kazanmıştım lise hayatım hep mutsuzlukla ve guvensizlikle geçti ilk senemde 60 bin yapabildim ve sizin hikâyeniz gibi tekrar bir hayal kırıklığına uğradım şuan 2. Senemdeyim ve arkadaşlarımdan her şeyden uzaklastim başarmak istiyorum sizin gibi..

          Yanıtla
    • Görkem lale

      Derslerden şuan tam olarak bıkmış haldeyim öyle ki matematik dersi geldiğinde ders bir an önce bitsin diye saatte dakikada belki 10 sefer bakıyorum her hafta düzgünce kendi kendime söz veriyorum güzelce çalışacam derslerin üstesinden gelecem diye ama be yazık ki olmuyor hatta bu yazıyı okumadan önce bile geometri çalışmaya başlamıştım fakar bunaldığım için bu tarz saufalarda motivasyon toplamaya çalışıyorum inşaallah etkisini görürüm

      Yanıtla
  2. Yağmur Güngören

    Güne böyle muhteşem bir yazıyla uyandım ya! Bi sonrakini dört gözle bekliyorum :Dd

    Yanıtla
  3. Berfin

    Yine çok güzel bir yazı olmuş
    Benim sorunum da budur belki
    Sorunun her gece yastığa kafayı koyup kıvrılıp ağlayarak çözülemeyeceğini anladım
    Kötü bir lisede olabilirim ama neden ben de hayallerimi süsleyen Boğaziçi ne gidemeyeyim

    Yanıtla
    • Hakan Eröztekin

      İşte budur 🙂 Başarının kıvılcımı dediğim şey bu. Kendine inanç böyle böyle güçleniyor işte, bravo Berfin.

      Yanıtla
  4. Mehmet Artuğ

    süper

    Yanıtla
  5. Lara İrem

    Gerçekten inanılmaz… Aynı duygular aynı hissler her şey aynı ve en önemli olan kısmıda gerçekten beni anlayan benim yaşadıklarımı yaşayan birisi var ve ben tam vazgeçmişken size rastladım şaka gibi ama değil… İyiki varsınız.Tıp kazanmayı çok istiyorum hemde çok…Ama kendime küçüklükten beri inanmıyorum ve bunun yüzünden fen lisesi kazanamadım yinede iyi bir liseye yerleştim aslında önemli olan o da değil önemli olan kendine inanç ve ben bunu yapamıyorum başlayamıyorum o kadar en iyiler var ben mi tıp kazanıcam diyorum ama yanılıyorum artık sizi örnek alıcam. Bir şeyler başarmaya başladığımda da Hakan Eröztekin sayesinde diyeceğim.. İlk yazınızı okudum sadece inanılmaz bir şey teşekkürler her şey için 🙂

    Yanıtla
    • Hakan Eröztekin

      Beni ne kadar mutlu ettin anlatamam 🙂 Bu başarısızlıkları yaşarken bir gün biri çıkıp da bak bu duruma geleceksin, senin durumundaki çokça öğrenciye de yardım edeceksin dese ağzım bir karış açık kalırdı ama aldığım şu yorumlar bana o kadar doyulmaz bir tatmin veriyor ki bu dünyada hissedebileceğimiz en güzel hislerden birini, başkalarının hayatına dokunabilmenin doyumunu yaşamamı sağlıyorsunuz. Asıl ben teşekkür ederim 🙂 Umarım bir sonraki yazı ile bir şeyleri pratik olarak değiştirmeye başlayacaksın 🙂

      Yanıtla
  6. Sude Türk

    buraya nasıl daha once denk gelmedim bilmiyorum. bildiğin hazineymiş 😀

    Yanıtla
    • Hakan Eröztekin

      :))

      Yanıtla
  7. Akın Çelik

    Çok teşekkürler :3

    Yanıtla
    • Hakan Eröztekin

      Ben teşekkür ederim 🙂

      Yanıtla
  8. Cansu Taşdoğan

    Öncelikle şuan bu yorumu ağlayarak yazdığımı belirtmeliyim. Geçen sene şans eseri karşılaşmıştım bloğunla. Sonra tüm yazılarını okudum. Abartmadan söylüyorum her gün ama her gün sayfayı yeniliyordum acaba yeni bir yazı var mı diye. Öyle motive ediyodu ki beni. Geçen sene bahsettiğin “Kesin inanç” a sahiptim. Hem de anlatamayacağım kadar. Kötü bir okulda değildim, temelim fena sayılmazdı, ve 50 bin geldi. Çok üzüldüm, çok ağladım ama tıp dışında bi yer istemiyordum. Bi şekilde ailemi de ikna ettim ve kaldım mezuna. Çevremdeki herkesin 50 binden çekmen çok zor bizce yaz git 1 senen daha mahvolmasın demesine rağmen umursamadım. Çünkü bu öyle bişey ki, hayalim olmazsa olmaz. Emek verdiğim şey gerçekleşmeden olmaz.
    Bir yandan ben de korkuyordum, hala da korkuyorum. Ama tahmin ettiğimden daha güzelmiş mezunluk. Dershaneye gitmiyorum, bi yurda geçtim ve ders çalışıyorum. Her öğrencide olduğu gibi benimde elbette sorunlarım var. Ama sana yemin ederim kafama takılan ne olursa olsun senin bloğunda bunun cevabını bulabiliyorum. Hatta senin 50 binden 2 binlere gelmiş olman beni daha da heyecanlandırıyor. Bak diyorum, yapan nasıl yapmış. Zor olabilir ama imkansız değil.
    Öyle faydalı bi iş ki yaptığın, seninle konuşmayı, aklımdaki soruları sormayı o kadar çok istiyorum ki.
    Çok uzattım yorumu biliyorum.
    Ben herkes adına sana çok ama çok teşekkür ediyorum. 1 buçuk yıldan fazla oldu senin bloğunla tanışalı. Ve bana kattığın şeylerin tarifi imkansız. İyi ki varsın, iyi ki bizlere bi şekide ulaşıp deneyimlerini paylaştın.
    Sevgilerimle…
    Dilerim bir gün yollarımız kesişir de seninle bir iki kelime konuşma fırsatı bulabilirim.
    (Kesin inanç dediğimiz şeyin bu sene bende oldukça azaldığının farkındaydım. Ama bunu bir türlü kendime itiraf edemiyodum. Bu harika yazı için de teşekkürler. Emeğine sağlık!)

    Yanıtla
    • Hakan Eröztekin

      Bu yazdıkların da şimdiye kadar okuduğum en güzel yorumlardan, duyduğum en güzel şeylerden birisi oldu Cansu. Blog yazmaya 2013’te başladığımda amacım olabildiğinde çok öğrenciye yardım edebilmekti, zaman geçtikçe baktım ki ben yazı yazmadan yararlı bulduğum şeyleri paylaşmadan edemiyorum. Anladım ki bu benim tutkulu olduğum şeylerden birisi.
      Bazen seninki gibi öylesine hoş yorumlar alıyorum ki vay be diyorum yardım etmek istediğim insanların hayatına gerçekten bu kadar dokunabiliyor muyum… Yazdıklarımla insanlara çeşitli duyguları yaşatabildiğimi bilmek bile fazlasıyla tatmin edici bir his.
      Sınavda ilk seferde istediğini elde edememiş olmana üzüldüm Cansu. Ancak biliyorsun ki bize sormadan bizim önümüze koyulan bu sistemin üstesinden elbet geleceğiz.
      Kesin inanca sahip olmak da muhteşem bir güç. Eğitimin 3. rehberinde buna ek olarak aslen nelere ihtiyacımız olduğunu da anlatıyorum. Liseyi kazanamadığımda aldığım en büyük ders neydi biliyor musun?
      “İstemek ile hak etmek arasında fark vardır.”
      Diğer bir deyişle, sağlıklı olmayı deli gibi isteyen iki insan olsun. Birisi sadece istiyorsa ama diğeri harekete de geçiyorsa (spor yapmak, diyet yapmak gibi) bir süre sonra hedefe o ulaşır. İnanmaya ek olarak gerekli çalışmaları (konu bitirme, çalışma stratejileri öğrenme, plan program yapma vb.) yapmamız, istediğimiz hedefe bizi çok yaklaştırır.
      Onun dışında, kendine inanarak “Durun yahu ben bu işi halledeceğim” demen, benim hikayemle çok paralel olmuş 🙂

      Son olarak, biliyorsun sınavı kazanabilmeniz için ve aslen hayat boyunca başarılı olun diye elimden geldiğince rehber paylaşmaya çalışıyorum. Bunların çoğu öğrencilerin ortak problemi olsa da bazen öğrencilerin kendine özel sorunları da oluyor. İşte bu tür sorunlarını yazılara yorum olarak bırakırsan en kısa sürede okuyup yanıtlamaya; gerekirse o konuda da bir rehber hazırlamaya çalışırım.

      Sen ve siz, yeter ki başarı peşinde koşun gerisi çorap söküğü gibi gelecektir 🙂

      Yanıtla
      • Cansu Taşdoğan

        Bu yanıt benim için öyle değerliydi ki…Çok teşekkür ederim ya:)
        Hatta hemen şuan bu yorumu bilgisayarımın ana ekran görüntüsü yapıcam, ve bu anı asla ama asla unutmicam.
        Kafama takılan ilk şey, biliyorum bu mezuna kalan herkesin içinde vardır ama, ya aynı sıralamada kalırsam, ya da daha da gerilersem, yazın o tabloyu açtığımda yine aynı sıralamalarla karşılaşırsam diye çok fazla kafam karışıyo. Biliyorum ki olumsuz düşüncenin olduğu yerde olumlu düşünceye yer yoktur. Bu yüzden kendimi ne kadar olumsuz düşünmemek için sınırlasam da bi şekilde yine bunları düşünürken buluyorum kendimi.
        İkincisi ise ne kadar çalışsak da bunun yeterli olup olmadığını bilmiyor olmak. Böyle düşünmemin asıl sebebini biliyorum. Geçen sene “evet ya elimden geleni yaptım ben” diyerek girdim sınava. Ve bu sene ister istemez şu düşünce olusuyo kafamda ” o kadar çalışmaya 50 bin ise daha ne kadar çalışman lazım ki en az 5 bine girebilesin?” Hani deseler ki gel kardeşim günde atıyorum 8+ saat çalış seni “…tıp fakültesine” alıcaz. Ama 10 saat çalışsam da yetersiz hissediyorum. İlerlemiyo gibi hissediyorum. Burada bana şu soruyu sorabilirsin, VERİM Mİ ALMIYOSUN ACABA?
        Verim alarak çalıştığımın farkındayım çünkü bu netlerime yansıyo. Ama yine de gün 24 saat ve ben yurtta olduğumdan uyku- yemek dışında yaptığım hiçbir şey yok. Böyle olunca da bi doyumsuzluk başlıyo bende. Hep daha fazlası olmalı diyorum ama daha fazlasına kendimi zorladıkça bu tam tersine olumsuz bir etki yaratıyo. Bu konularda ne yapabilirim, bana bir şekide yol gösterebilirsen çok sevinirim.
        Şimdiden çok teşekkürler:)))
        2. yazıyı okumaya kaçıyoruuum:D

        Yanıtla
        • Hakan Eröztekin

          Üç şey. İlki, evet belki şu kadar çalışmaya şu kadar sıralama diye bir belirtecimiz yok ama sen sınava elinden geldiği kadar iyi hazırlanırsan, konuları eksik bırakmayıp pratiğini yaparsan bunu düşünmene gerek kalmaz.
          Olumsuz düşünce döngüsüne hepimiz girebiliyoruz. Ancak söylediğin gibi, bu yararsız ve enerjimizi sömüren bir şey. İki şey yapabilirsin. İlki, bunu fark ettiğin anda dikkatini başka bir yere çekebilirsin ya da kendine içinden ya da sesli olarak “Dur!” ya da “Yeter!” diyebilirsin. İkincil olarak; alternatif üretmek de muhteşem sonuç yaratır. Yani A ise B o zaman C diye döngüye girdiğinde “tamam belki istediğim sonucu ilk sene elde edemedim ama bu sene çok daha iyi hazırlanıyorum” ya da “bugün yeteri kadar çalışamamış olabilirim ama kendime dinlenme fırsatı da vermeliyim” demen çok yararlı olur. Unutma, olumsuz döngülerin sonucu (o zaman C’dir dediğin kısım) neredeye her zaman varsayıma dayanır. Gelecekle ilgili bir şeyde kesin sonucu hiçbir zaman bilemeyiz, o yüzden diyorum iyice çalışmak yapabileceğinin en iyisi (burada çalışmak derken çalışma sistemini kast ediyorum)
          Üçüncü ve son olarak; sabretmek. Biliyorum çok güzel hayallerin var ve çabalıyorsun. Hem netlerin yükseliyor hem de ilerleyemiyor gibi hissediyorsun çünkü olaya çok yakından bakıyorsun. Biraz büyük resme odaklan; bir güne değil son bir aya bakarak değerlendir kendini. Ama mümkün olduğunca objektif ol. Buna ek olarak, her ne kadar zorlu bir mücadele olsa da arada nefes almayı, hayatta olduğunu fark etmeyi (hayatın tüm amacının sınavı kazanmak olmadığını), eğlenmek için vakit ayırmayı da unutma. Dinlenmeden belki bir süre boyunca çalışabilirsin ama eğer çalışmaların aylar sürecekse sürekli yüksek tempoda çalışamazsın (yoksa İngilizce’de burnout denilen tükenmişlik sendromu yaşarsın – ben bunu tecrübe ettim ve seni birkaç hafta ya da aylık çalışmadan alıkoyabilir).

          Ekstra bir tavsiye; bunun tadını çıkart. İkinci sene hazırlığım aslen çok keyifliydi, sınava son kez girdiğimi bildiğim için (kendine inanmak ;)) bu son haftaların/ayların tadını çıkartmaya, o testleri başka bir keyifle çözmeye başlamıştım. Yapabilirsen, aynısını tavsiye ederim. Bu, ddağını “neden olmuyor niye ilerleyemiyorum” vb.’den “Sınav çok güzel geçecek, iyi de çalışıyorum”a çekmene de yardımcı olur.

          Yanıtla
  9. Murat Günenç

    bugünden itibaren bir şeyler değişecek… çok şey değişecek!

    Yanıtla
  10. Bengi Demir

    Kuzenim geçen sene Boğaziçi’ni kazandı burayı çok önerdi

    Yanıtla
  11. hanife dalkılıç

    merhaba ben şuan 10. sınıf öğrencisiyim seçmeli ders seçimi yapacağız ben dil bölümü istiyorum fakat okulumuzun imkanlarından dolayı açılmıyor bende eşitağırlık seçip dil bölümünede hazırlık yapacam hedefim eskişehir anadolu üniversitesi ingilizce öğretmenliği şuan kendime çok inanıyorum ve güveniyorum sizin yazınız sayesinde fakat üniversite sınavına nasıl hazırlanacağımı bilmiyorum umarım bana yardımcı olursunuz:)

    Yanıtla
    • Hakan Eröztekin

      Merhaba Hanife. Bunu çok iyi şekilde öğrenmek istiyor musun? O zaman doğru yerdesin 🙂 Blogdaki tüm rehberler başarın için seni bekliyor 🙂

      Yanıtla
  12. Ayla

    Merhaba, öncelikle çok yararlı bir blog ve yeni keşfetmiş olsamda kendimi çok şanslı hissediyorum çünkü ben 3. Sınıfta üniversite okuyorum.Keşke mezuna kaldığımda da olsaydı burası ama şu an karşılaşmamız gerekiyormuş demekki. Şu an neden buradasın dersen KPSS için buradayım ve sonuçta hemen hemen hissedilenler aynı ve üniversite sınavından farklı olarak diğer bir ağırlığı ise hayata atılma iş bulma sorumluluğu. Üniversite bitince ne olacak korkusu. Tabiki gireceğim son sınav bu değil daha ALES ve YDS beni bekliyor.O zaman ben de seninleyim ve bu sınavların hepsini tek tek yiyeceğim! Beni çalışmamdan alıkoyan şeyler ise kafam karışık sosyal medyaya karşı bağımlılık oluştu ve ön plana çıkma dürtüsü var anlamsızca..bu yüzden sosyal hesaplarımı kapattım ama aklımda ve geçmişte yaşanılmış duygusal problemler kolayca dikkatimi dağıtıyor bunlarda doğal olarak şu an anda uyku problemi yaratıyor sabah 7-8 kere kadar uyumayıp sonrasında akşama kadar uyuyorum şubat tatilim verimsiz geçti ve neredeyse bitti bana da yardım edersen ömür boyu minnettar kalırım şimdiden çok teşekkür ederim

    Yanıtla
    • Hakan Eröztekin

      Merhaba Ayla. Söylediklerinde haklısın. Üniversite sınavı da olsa, başka sınav ya da kariyer peşinde bile olsak aslında yaşadıklarımız benzer şeyler.

      Üç tane farklı sorundan bahsetmişsin; 1- Üniversite sonrasıyla ilgili kaygı 2-Sosyal medya bağımlılığı 3-Uyku sorunları

      Tam da ilgilendiğimiz konular. İlk olanıyla ilgili dün bir yazı paylaştım;
      https://sinaviyerim.com/yks-sinav-kaygisindan-tamamen-kurtul/
      İkincisi için bir süredir muhteşem bir yazı çıkarmayı planlıyorum ve önümüzdeki günlerde yayınlayacağım. Konu sosyal medya, kahve vb. bağımlılıklar üzerine olacak ve bunlardan kurtulmayı içerecek.
      Üçüncüsü ile ilgili bir yazı var ama bir tane daha hazırlamayı düşünüyorum.

      Kaygı ile ilgili bağlantıdaki yazıda önerdiğim metod ve diğer yazıları sadece üyelere özel paylaşıyorum. Bu eğitimi tamamlayıp kontenjan olur da üye olursan, sorunlarının üstesinden gelebiliriz.

      Yanıtla
  13. fatih

    Guzel bi uygulamaya benziyor

    Yanıtla
    • Hakan Eröztekin

      Teşekkürler 🙂

      Yanıtla
  14. Ayşe

    Ben ikinci senemdeyim ve evet seneye inançla başlamıştım ama şuan kendimi hiç birşey yapmıycak yine hayal kırıklığına uğrıycakmışım gibi hissediyorum yazın bana şuan iyi geldi umarım sene sonunda inandığım hedeflere senin sayende ulaşmış olurum teşekkürler 😊

    Yanıtla
    • Hakan Eröztekin

      Umarım hedeflerine ulaşırsın ben sana güveniyorum :))

      Yanıtla
  15. sema

    konuya nereden başlayacağımı bilmiyorum. merhaba diyeyim ve bu yoruma yanıt geleceğini umut ederekten yazayım. 12. sınıfım 2018 tayfadan . sınav sistemi değişti . iyi bi okuldayım .biraz geçmişten başlayıp kısa keseyim. ortaokulkda süperdim çalışmadan yapabiliyordum .başarılarımı gördükçe hevesleniyor ve öz güvenimde artıyordu tabiki . her neyse isteğim fen lisesini 2 puanla kaçırmıştm tüm hayallerim yerle bir olmuştu. lisede bambaşka biri oldm .derslerle alakm kalmamıştı .her şey laylaylomdu derken 11. sınıf geldi .arkadaş çevrem değişti ve napıyorm dedim ben günlerce ağladım sen napacaksın sınav yaklaşıyor ve sen ne haldesin diye ayrıca beklentilerde çok yüksek kafayı yemekle uğraşıyorum . derken aklım başıma geldi o kdara göz yaşından sonra gerçeği anladım ve 11. sınıfımı çok iyi tuttum . o kadar iyidiki sonlardan gelip ilk 20lere gelebilmiştim 100 içinden . bu bi başkası için kötü olabilr ama benim i.in iyi bi okulda sonunculuktan 20lere gelmek çok iyidi yılın sonuna doğru artık daraldım ve bünyem kaldırmadı okulun son haftaları çalışmadım. derken yaz oldu artık 12. sınıfım ve konu bitirmem gerek . çalışabildiğim kadar çalıştım . ev işleri bi yandan kardeşe bakma görevi bi yandan tek kız olup 3 abimin beni çalıştırması bi yandan biyoloji ve kimyayı anca bitirerek okulun açılması gelmişti. çok çalışacam diyordm çok hevesle yeni yıla başlamıştım ama okul verimli geçmiyordu. dershane konusunu sinirli babama nasıl açacağımı düşündüm çünkü sinirinden çok eğer dershaneye gitmeme rağmen yapamazsam tüm ömrüm boyunca yüzüme vuracaktı . derken cesaret ettim ve söyledim . mırın kırın etti ve kabul etti içinden gelmese de . derken çok heveslendim dershaneyle konularımı yetiştiririm özellikle de mat ve fizik çünkü çok korkuyodum çalışmadığım için yazın. ki bi gittim hiç bir şey anlamıyorum . herkes yazın mat çalışmış ben mal mal bakıyorum afedersiniz. dahada moralim bozuldu .bir iki ay geçtikten sonra çıkıcam dedim ve başladı tartışmalar. biliyorum çok uzattım ama mecburum halimden anlayan yok belki siz mesaja dönersiniz. diş istiyorum ve biliyorum ki çalışınca yapan bi insanım . ama sorun nerde bilmiyorum bi anda o kadar heveslenip çalışıp bi anda neden bırakıyorm cidden bilmiyorm. nolur el uzatın . belki sizinle olur her şey . eksik olan sizin motivasyonunuzdur. bugün şans eseri gördm blogunuzu ve içim umutla doldu . inşallah dönersiniz…

    Yanıtla
    • Hakan Eröztekin

      Merhaba Sema. Öncelikle şu gerçeği açığa vuralım bir. Bunu sen de biliyorsun ama birinin sesli olarak söylemesi lazım. Klasik çalışma yöntemi dediğimiz “Çok çalış. Dershaneye git. Sabah akşam çalış. Ne yaparsan yap kazanmak zorundasın.” metodu işlemiyor. Dershaneye kaydolup da gözyaşlarıyla dönen, haftanın 7 günü sabahtan akşama kadar dersle meşgul olan, kendisinin bütün değerinin netlerine, sınavı kazanıp kazanmamasına bağlı olduğunu hisseden bir öğrenci ne kadar başarılı olabilir? Malesef sınava hazırlanan öğrencilerin çoğu bu durumda.

      Tüm bunlar yetmez gibi bir de ailenin ve çevrenin beklentisi işin içine giriyor ve bu da olağanüstü seviyede strese sebep oluyor. “Kafayı yemek üzereyim, sürekli ağlıyorum” diye kaç mesaj aldım sayamam.

      Şimdi, sorunun pek çok öğrencinin ortak derdi olduğunu ve senden kaynaklanmadığını anladık. Bundan sonra ne yapacağız? Bu soruyu da pek çok öğrenci düşünüyor “Böyle netlerim yükselmiyor, mutlu da değilim ama başka ne yapacağım ki?” deyip yine klasik metoda dönüyor çünkü çok daha iyi bir yol olduğunu bilmiyor.

      Klasik yöntemi eleştirip de çok daha iyi bir sistem kurmaya başlayalı neredeyse beş yıl oluyor. İlk yazımdan bugüne dek sistemi eleştiriyorum ama sistemi değiştirmek elimizde olmadığı için en iyi kozumuzu kullanıp onların oyununda onları mağlup edebiliyoruz.

      Durumunu düzeltmek için 2 şey yeterli: Sen ve doğru bir yöntem. Ben ikinciyi sana öğreteceğim. Burada paylaştığım ve hala daha düzenli olarak hazırladığım sayısız rehber, sadece sınavda değil hayat boyunca başarılı olabilmene destek olacak stratejiler içeriyor. Öyle ki, başarılı olmak için başka hiçbir şeye ihtiyacın yok. Ben en iyi bildiğim şeyi öğretiyorum ve sürekli olarak yenilerini deneyip işe yarayanları da ekliyorum.

      İşin “Sen” kısmında ise senden beklentimiz, bu sisteme güvenmen ve okuduklarını uygulaman. Bu kadar. Çalışma düzenin uyku düzenin eğlence vakitlerin vb. tüm hayatın da yoluna girecek, moral motivasyon bulup stresini normal düzeylerde tutacaksın. Dahası, kulağına şuan inanılmaz gelse de ders çalışmaktan ve sınav hazırlığından keyif de almaya başlayabileceksin.

      Ben bir düz lise öğrencisi olarak Türkiye’nin binde 3’lük dilimine nasıl girdiysem bunu dinleyeceksin benden, ve son yıllarda başarı adına öğrendiğim diğer tüm şeyleri.

      Şimdi tek atman gereken adım; üyelerin arasına katılmak. Üyelerin tek seferlik ödeme sonrası yıl boyunca tüm yazılara erişim hakkı bulunuyor. Ücret dershanelere kıyasla çok daha düşük ve çok daha yararlı 🙂
      Buna ek olarak, kaliteyi ve ilgiyi korumak adına üyelik alımını limitli tutuyorum. Üç katını vermek isteyenler de olsa paraya değil öğrencinin isteğine bakıyorum. Ancak sen ve senin gibi istekli öğrencilerin ne kadar zor durumlara sokulduğunu ve aslen başarıya ulaşmanıza ne kadar yardımcı olabileceğimi gördükçe, aramıza almayı da seviyorum.

      Senin son günlerde kaç tane yorum atıp soru sorduğunu da biliyorum. Bu yüzden üyelik durumunu vb. konuşalım. Bunun için bana sinaviyerim@gmail.com‘den mail atman yeterli olur (aşağıdaki İletişime Geç kutucuğunu da kullanabilirsin).

      Yanıtla
  16. Beyza

    En kötüsü de çalışıp yapamamak.. İnancım kendime sonsuzken bir denemeyle beraber alt üst oldum ailemle tartıştık bizde ve ”Netlerim yükselmiyor ne yapmalıyım?” diye yazdım ve burayı buldum. Öğretmenlerimin dediği ”Bu kız bu kadar çalışıyor ve nasıl bir gelişme yok?” Sorularımın cevabının tamamını bulamasam da yine de anladım ki aslında yeteri kadar güvenmiyormuşum belki de kendime. Yazınız o kadar güzel motive etti ki karamsarlığa düştüğüm bu zamanda çok iyi geldi. Gelecek yazıları sabırsızlıkla bekliyorum 🙂

    Yanıtla
    • sema

      yardımcı olmaya çalışırım . halden anlayan biriyim lakin beni anlayan yok orası ayrı 🙂 yapacak bi şey yok arkadaşlar çalışmaktan başka . bi yıl feda edip sonra rahat süreceğiz .öyle umut edelim. sorunlarımızı paylaşabiliriz . keşke HAKAN abimizde bize bi dönüş yapsaydı 🙁

      Yanıtla
      • Hakan Eröztekin

        Mesajlarınızı görüyorum fakat bu aralar biraz fazla yoğunum, birkaç gün içinde hepsini yanıtlayacağım rahat olun 😉

        Yanıtla
        • sema

          buna ne kadar sevindiğimi anlatamam . teşekkürler. bekliyor olacağım

          Yanıtla
    • Hakan Eröztekin

      Süper 🙂 Unutma, senin değerin bir deneme sınavıyla ölçülebilecek bir şey değil. Başarılı olmayı hepimiz istiyoruz ancak büyük başarı peşinde koşanlar mutlaka geçici yenilgilerle yüzleşir, devam ettiklerinde de başarıyı elde ederler. Buraya denk geldiğin için mutluyum 🙂

      Yanıtla
  17. Tesa

    Yazınızı çok beğendim bende benzer sorunlar yaşıyorum arkadaşlarımın çoğu ortaokulda fen lisesini hedeflediler bende istiyordum fen lisesini kazanmayı ardından sınava girdik fen lisesini isteyenlerin çoğu kazandı ben kazanamadım ailem,bazı öğretmenlerim hayal kırıklığına uğradılar ve bende liseye geçtikten sonra oturdum düşündüm liseye geçiş sınavında yaptığım hataları felan düşündüm inşallah bu sefer üniversite sınavında aynı hataları yapmamayı istiyorum diğer yazılarınızıda dört gözle bekliyorum.

    Yanıtla
    • Hakan Eröztekin

      Teşekkür ederim 🙂

      Yanıtla
  18. Samet

    Çok güzel yazı sıkılmadan okudum çalışınca çok zor denilen soruları yapabiliyorum, güvenim 7 filandır bazen 10 bazen 2 değişiyor. Yazının devamını bekliyorum

    Yanıtla
    • sema

      bu yanıt bana mı ? ben .. ben cidden çok mutlu oldurum . eğer ortak bi dilimiz varsa

      Yanıtla
    • Hakan Eröztekin

      Bu dalgalanma normal, bir adım geriden daha genel olarak baktığımızda kaç puan olduğu daha önemli 🙂

      Yanıtla
  19. Elif

    Ben de geçen yıl eşit ağırlık olmama rağmen sözel seçtim bu yıl. Şimdi kararım yine değişti ama sanki artık çok geç gibi. İleri matematiğe dair çok az şey biliyorum. Ankara’da bir üniversitede psikoloji istiyorum ama kendime inancım 10 üzerinden en fazla 2. Sözelden psikoloji kazanmayı deneyeceğim… Çok istiyorum hayallerini kuruyorum ama geç kaldım ve bu seneyi bir kez daha ruhen kaldırabileceğimi düşünmüyorum:(

    Yanıtla
    • Hakan Eröztekin

      Merhaba Elif. Üzgünüm ama bu ruh haliyle başarı elde etmeye çalışmak kendini daha da yorar. Şuan belki “daha çok çalışsam sorunlarım çözülecek” diye düşünüyorsun ama içinde bir isteksizlik, keyifsizlik hüküm sürüyor. Önce her şeyi bir kenara bırakıp hayatta ne istediğine karar vermek çok yararlı olur. Sınırları, engelleri bırak bir kenara. Gerçekten elde edebileceğini bilseydin nereye ulaşmak isterdin?

      Bu çok önemli çünkü hayatımızı rüzgarda savrulan bir yaprak olmaktan çıkarıp rüzgarı kucaklayarak daha da hızlanabilen bir yelkenliye dönüştürecek en kilit noktadır.

      Yanıtla
  20. Emre

    Daha sınava girmeden mezun kalmanın araştırmaları içindeyken bu siteye rastladım, bunu araştırma gereği duydum çünkü durumlar maalesef kötü. Faydalı bir yazı olmuş, teşekkürler. Devamını bekliyorum.

    Yanıtla
  21. fikriye

    baya baya kendi hikayemi okudum şun mezuna kaldım 2. sınavım geçen yıl meslek dersleri dolayısıyla çalışamıyordum ve biçok hocalar herşeyi olumsuz konuşuyordu aile ve yakın çevre zaten hiç anlatılmaz napacağımı bilmiyorum bütün inancımı kaybettirmeye çalışan birsürü insan var aşırıyorgun sıkılmış hissediyorum inancımı 10 üzerinden 10 yapmak istiyorum fakat şuan bu yazıyı okuyunca aşırı fayda buldum 10 üzerinden 6 7 arasındayım şuan inşallah yapcam çok teşekkürler güzel bilgilerin motivasyonların devamını bekliyorum:)

    Yanıtla
  22. Simge

    Acıkogretim lise ogtencisiyim ve sadece 40 kredim kaldi haziranda sinvalrina girmeye hazirlnirken b siteye denk geldim aklim o kadar karisik ve allak bullaki liseyi bititemeyip üniv sinavini kazanip gidememek liseyi bitirip univ sinavini kazanamamak bana cok aci verici bir durum olur ve hayallerimi yikar saglikci olmak isidyorum aklimda 5 boum var 5 bolumden 1 ini kazanmak ve hayata tutunmak isidyorum hikayeniz beni gercekden cok etkiledi….

    Yanıtla
  23. İbrahim

    Aslında üniversite kazanacağıma olan inancım 10 üzerinden 6
    Ancak şuan bir tık yükseldi
    Yazının devamını sabırsızlıkla bekliyorum

    Yanıtla
  24. Gürkay

    Çok başarılı bir yazı bende geçen sene aile zoruyla dil okudum kazanamadım bu sene kendi kararımı verip tmden hazırlanıyorum hedefim itü kendime olan inancım tam fakat arada olumsuz düşüncelere kapılabiliyorum yazınız çok başarılı devamı için sabırsızım teşekkürler.

    Yanıtla
  25. Rasim

    Ben Almanya Freiburg üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünü kazanmayı çok istiyorum. Ama yeterli derecede çalışmadığım ve kendime güvenip sınavı kazanacağıma inanmadığım için sınava çalışmakta içimden gelmiyor. Kendime inanmıyorum nasıl olsa kazanmayacağım boşver diyorum. Ama size çok çok çok teşekkür ederim benim gözlerimi açtınız, inancımı bir üst seviyeye getirdiniz, yazınızı sonuna kadar hepsini okudum. Bundan sonra gerçekten sınavı kazanacağıma inanıyorum. Ve sizin sayenizde inşallah bu sene sınavı inanarak kazanacağım, eğer kazanırsam sizi bulup yanınıza gelip size çok çok teşekkürlerimi sunacağım. Allah sizden razı olsun binlerce, milyonlarca öğrencinin duasını aldınız. İnşallah allahım size de bu inançla güzel kapılar açar. Tekrardan size çok çok teşekkür ederim. KENDİME İNANIYORUM BU SINAVI KAZANACAĞIM.

    Yanıtla
  26. Lamia

    Ben sınava hazırlanmaya başladığımda üniversite kazanacağıma dair olan inancıma 10 üzerinden 9 verirdim fakat son zamanlarda canım o kadar sıkılıyor ki masanın başına oturamıyorum bile. Yoruldum ve sıkıldım. İster istemez kendimi başkalarıyla kıyaslamaya başladım ve bu moralimi daha fazla bozuyor. Sanki etrafımdaki herkes hiç yorulmadan sürekli ders çalışıyormuşta ben hiçbir şey yapmadan duruyormuşum gibi. Büyük resme bakmaktan bahsetmişsiniz. Büyük resme baktığımda kendimde gerçekten gelişme görüyorum. Netlerimde artış olmuş ve daha fazla konu bitirmişim. Ama artık beni bu bile mutlu edemiyor. Kendime inançsızlığımın kurbanı olmadan acilen düzelmem gerek yoksa ikinci kez bunu yapmaya cesaret edebilir miyim bilemem.

    Yanıtla
  27. Su

    Burayı tesadüfen buldum. Güvenmedim ilk önce. Daha sonra gelen maili okudum ve kendime inanmam gerektiğini öğrendim. İyi bir lisede okuyorum ama diğerleri kadar iyi değilim. Nasıl yapıcam bilmiyorum. Umarım diğer yazıları okuduktan sonra “ohh bee iyi ki okumuşum o yazıyı, iyi ki şahit olmuşum o hikayeye” derim. Şimdiden teşekkür ederim.

    Yanıtla
  28. Emre

    Abi, 2. Kısım mail olarak atarmısın çok ihtiyacım var. KENDİME güvenim bir ay once superdi ama akrabalarım sağolsun öyle bir kırdı ki psikiyatriste gitmeyi bile düşünmüyorum

    Yanıtla
  29. İklim

    Merhaba.Yazınız inanılmaz heyecan ve güç veriyor.10.sınıfım Karaman da yaşıyorum şehrin en iyi 3. lisesine girdim.Çok çalışkan olmadığım halde 8. sınıfta gayretlenmiş ve bir şeyler başarmıştım.Bir çok arkadaşın ortak sorunu olan ilgisiz hocalar kötü ortam ve yetersiz okul yerine okulumdan çok memnunum eğitimi çok iyi matematik hocama kadar hepsini çok seviyorum lakin kendimden memnun değilim. Bir şeyler başarmak üniversite sıralamasında en yükseğe yerleşmek istememe rağmen hiç bir şey yapmıyorum ve durum gittikçe vahimleşiyor.Yazılı haftasına 1-2 hafta kaldı ve yararlı yaptığım tek şey bu siteye ulaşmak.Lütfen yardımcı olun.Emin olun sözleriniz bizleri oldukça etkilendiriyor ve cesaretlendiriyor.

    Yanıtla
  30. Yiğit

    Anlattığınız durum bir mezunun nasıl 0ken 100 getirebileceği yazısı ama ben çalışmanın tekrar kısmı ve yapmadığımız soru tekrar çözmesiyle ilgileniyorum

    Yanıtla

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yanıtları takip et:

X

Şifrenizi mi unuttunuz?

Bize Katılın