Merhaba, bugün seninle biraz derin düşüncelere dalalım. Bu düşünceler, şuan içinde olduğun zamanı daha iyi anlamanı, sınava muhtemelen yüklediğin “aşırı” anlamdaki fazlalıklardan kurtulmanı ve sınavdan sonraki tüm hayatında da işleyecek bir gerçeği fark etmeni sağlayacak.

Ciddi bir süredir bu düşünceleri seninle paylaşmak istiyordum. Öyle bir yüzyılda yaşıyoruz ki, neredeyse her şeye kolayca erişebiliyoruz. Bundan birkaç yüzyıl önce, kralların devrinde, babanın mesleği neyse onu yapmak zorundaydın. Bugün iyi bir ekonomik düzeyi yaşamak için varlıklı bir aileden gelmek zorunda değilsin.

Zaman ilerledi. Bu sefer de kas gücü ön plandaydı. Fiziksel olarak neyin varsa oydun.

Bugüne geldiğimizde çoğu işimizi makineler yapıyor. Markete girdiğimizde bin türlü yiyecek içecek bizi karşılıyor.

Ancak…

Bugünlerin genç nesli mutsuz. Daha fazlasını istiyorduk, daha fazlaya ulaştık ancak daha mutlu değiliz. Araştırma üstüne araştırma yapıldı ve bunlar gösteriyor ki insanlar hayattan daha az keyif alıyor.

Bunu uzun uzadıya tüm yönleriyle konuşabiliriz, ancak ben belki de en önemli sebebine değinmek istiyorum.

 

Bugün pek çok genç insan, 18 yaşlarına gelene kadar ‘zorunlu tutulduğu’ eğitimin dışında vaktini Instagram’da daha fazla takipçiye sahip olmaya, daha fazla beğenilmeye ya da bilgisayar oyunlarında daha başarılı olmaya adıyor. Biliyorum ve anlıyorum, bu yaşlarda bir şekilde diğer insanlar tarafından beğenilmek, başarıyı elde etmek için çabalamak güzel bir his.

Madalyonun öbür yüzünde, çoğunlukla her zamankinden daha az “beğeni” almanın veya oyunu kazanamamanın getirdiği hayal kırıklığı, üzüntü ve depresif diğer düşünceler bulunuyor. Bu ciddi bir sorun olsa da, mutsuzluğu yaratan daha önemli bir şey var.

18-20 yaşlarına kadar hayat ne kadar eğlenceli, keyifli, mutsuz gibi bir duygu karışımıyla geçse de aslen, çoğu genç ciddi bir zorlukla karşılaşmıyor. Ailen sana bakıyor, senden tek bekledikleri ders çalışman. Belki kıyafetlerini toplamakla bile uğraşmanı istemiyorlar, ders çalışman yeterli. Gidip faturaları ödemene de gerek yok, ders çalış sen. Biraz fazla mı para harcıyorsun, olsun ders çalışıyorsun ya para sorun değil.

Ailenin, eğitimine verdiği değer paha biçilemez. Ancak insanı geliştiren, başarıya ulaştıran asıl şey bu değil.

18 yaşına geldiğinde, bir istisna yoksa, hayatta sadece 2 kez büyük bir zorlukla karşılaşırsın. İlki, liseye giriş sınavı, ikincisi de üniversiteye giriş sınavı. Sınav sistemine kızabilirsin. Eleştirmeye sonuna kadar hakkımız var, nitekim ülkemizdeki eğitim kalitesi gerçekten yeterince iyi değil. Ancak şunu unutma,

Hayatta başarılı, mutlu olmak istiyorsan, kısa vadede üniversite sınavını kazanmak, uzun vadede başarılı bir kariyer, başarılı bir ilişki ve arkadaşlıkların olsun istiyorsan, nefes aldığın sürece, zorlukların asla bitmeyeceğini kabul etmelisin.

Özellikle şu düşünceler ülkemizde çok ön planda; “Sınav geçsin rahatsın”, “Üniversiteye kapağı atınca gerisi gelir”.

Bu daha sonra ne oluyor biliyor musun?

  • “Şu final dönemi geçsin rahatsın.”,
  • “Bir mezun olsan rahatsın.”,
  • “İş bulunca rahata ereceksin.”,
  • “Bir de evlensen artık rahatsın.”,
  • “Çocuğun olsun kendini unutur rahatlarsın.”,
  • “Bir emekli olsan artık rahatsın.”

Aradan 40 yıl 50 yıl geçiyor ve hala o rahatlığa erişemiyorsun. Bu düşünceler zorlukların bir gün biteceği ve artık sonsuza dek mutlu bir hayat süreceğin bir zamanın mümkün olabileceği üzerine kurulu. Ancak hayat zorlukları hiçbir zaman esirgemedi ve esirgemeyecek.

Bu söylediklerimi anlıyorsun, ama belki de ne demek istediğimi tam olarak idrak etmek için kendini, çevreni gözlemlemen belki sınavın geçmesi ya da birkaç yıl gerekecek. Olsun, değer.

Bu söylediklerimin sınava yansımasından da bahsedeyim ve seni bu kısa ama değerli düşünce zamanının bitişiyle uğurlayayım.

 

Şu düşünce, belki de sınav öğrencilerinin en büyük yanılgısıdır; “Bu sınav hayatımın geri kalanını belirleyecek.”, “Her şeyim buna bağlı.”

Bu öylesine yerleşmiş ve öylesine zayıflatıcı bir düşünce ki…

Sana hayata nasıl baktığımı kısaca anlatayım. Keyifli ve anlamlı bir hayat sürmek için kendine hedefler belirlersin. En öncelikli hedefin kariyer de olabilir, insan ilişkileri ya da başka bir şey de. Ve bu uzun vadeli hedef için çabalarsın, çabaladıkça tecrübe kazanırsın ve yeterince tecrübe kazandıktan sonra seviye atlarsın. İşte o seviye atlama, tüm çabalarının karşılığını aldığın andır. Bu seviye atlama gelene kadar yolda irili ufaklı pek çok başarısızlıkla karşılaşırsın.

Sınava aylarca hazırlanırsın, sınavlara girer ve çıkarsın, ulaştığın sonuçla istediğin bir üniversiteyi kazanmak, seviye atlamadır. Seviye atladığında daha iyi imkanlara sahip olursun.

Asıl kritik soru şu, seviye atladıktan sonra ne olacak? İşte insanların yanılgıya düştüğü nokta bu.

Şu dünyada yaşamış milyarlarca insandan 1 tanesi bile yoktur ki “ben artık rahata eriştim” desin.

Seviye atladıktan sonra -önceden fark etmediysen bile- önünde bir başka seviye daha olduğunu görürsün. Zorluklar, başarısızlıklar ve başarı. Başka bir seviye. Bu böyle gider, ancak hiçbir zaman bitmez.

Sınavın gerçek anlamı şimdi ortaya çıkıyor.

Bu sınav hayatının tamamını belirlemeyecek. Sınavın önemi şu, üniversite sınavı bir seviye atlama fırsatı. Ve bu kadar. Bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek için ne gerekiyorsa yap. Ancak bil ki ulaştığın yerde zorluklar yine seni bekliyor olacak.

Ancak zorluklar neden bitsin ki?

 

Uzun süreler bir şeyin peşinde koşuyorsan, bir sabah uyanıp yapacak hiçbir şeyi olmamak kulağa keyifli gelebilir. Ancak bir süre sonra bu ürkütücü, can sıkıcı ve boş olur. İçini doldurmadığın her gün boş birer kabuk olarak kalır.

Bunu doldurmak ille de kendini tüketene kadar çalışmak demek değildir, sevdiğin insanlarla konuşmak, kendine bir elmalı bitki çayı yapmak, meditasyon yapmak, müzik dinlemek.. Seçenekler sonsuz, ancak bunların belki de hiçbiri her gün yaparsan keyif vermez. Her gün yaptıkça keyif verecek, hayatını anlamlı kılacak şey uzun vadeli o hedeftir. Seviye atlamak için ter dökmeye değecek o şey.

İşte nihai formül!

Hayatının anlamlı, keyifli ve başarı dolu olması için iki şey yeterli; uzun vadeli bir hedef ve anın tadını çıkartmak. Uzun vadeli bir hedefin şuan var, ancak hedefin “sınavda başarılı olmak” yerine “istediğim hayatı kurmak için hayal ettiğim o üniversitede o bölümü okumak” olursa, bu daha keyifli olur. Uzun vadeli çalışacağın için seviye atlayana kadar geçirdiğin her gününden keyif alman da önemlidir. Şuan belki sınava hazırlanmak o kadar eğlenceli olmayabilir ancak uzun vadeli başarı için bu çok kritik. Anın tadını çıkartmak da, yukarıda söylediğim gibi, uzun vadeli hedefinle ilgili bir şey yapmadığın zamanlarda (ya da dinlenme zamanlarında) keyiflenmek için yaptığın şeyleri oluşturur.

Kulağa ne kadar garip gelse de zorluklarla karşılaşmak, mutluluğun anahtarıdır. Ben senin o mutsuz genç kuşaktan olmanı istemiyorum. Sen kendini geliştiren, başarılı, güçlü ve mutlu insanlar grubuna dahilsin. Bunun içinse, önünde seni bekleyen bu zorluğu kucakla, kendini geliştir ve seviye atla. Daha güçlü, daha iyi bir yetişkin olabilmen için bu olmazsa olmaz.

X

Şifrenizi mi unuttunuz?

Bize Katılın