Bir Sayfa Seçin
Merhaba! Bugün hem son 3 ay kala sınavda hem hayatta başarıya ulaşman için kilit bir stratejiden konuşacağız, alışkanlıklar. Bu kelimeyi duyduğunda başarıdaki etkisini kavrayabilmek kolay değil. Rehberi okudukça alışkanlıklar konusunda yapacaklarımızın ne kadar kritik olduğunu fark edeceksin 🙂 Rehberimizin amacı, güçlendirici alışkanlıkları edinmek ve zayıflatıcı alışkanlıklardan (bağımlılıklardan) kurtulmak üzerine. Alışkanlıklarına hakim olduğunda en basit haliyle ders çalışmaktan daha çok keyif alabilir, olumsuz düşüncelerden rahatça kurtulabilir, canın istemediğinde dahi kendini çalışmaya ikna edebilir, daha fazla enerjiye ve mutluluğa sahip olabilirsin. Tabi bunlardan kat kat fazlası da mümkün. Bir ara not: Anlatmaktan çok keyif aldığım bu konuyu çok uzun olduğu için iki parçaya böldüm. Bugün zayıflatıcı alışkanlıklardan kurtulmayı konuşacağız, bir sonraki bölümde “Güçlendirici Alışkanlıklarla Zafere Doğru” konusunu işleyeceğiz 🙂

Alışkanlık dediğimiz şey tam olarak…

Kabaca, üzerinde çok düşünmeden yaptığımız şeylere alışkanlık diyoruz. İlk zamanlarda bunu bilinçli şekilde yapsak da bir süre sonra hiç düşünmeden harekete geçeriz. Mesela yemek yerken çatalı ağzına götürürken acaba ağzımı açsam mı, ne kadar açsam diye düşünmezsin 🙂 Bunu düşünmek saçma olurdu değil mi? :)) İşte beynimiz, bunların üzerinde tek tek düşünmek istemediği için bir süre sonra “Hmm bunu böyle yapacağım” deyip bizi her seferinde karar vermekten kurtarıyor. İşin kritik noktası ise, yaptığımız bazı şeylerin biz fark etmeden alışkanlık haline gelmesi; bunları fark edemememiz, fark etsek de kolay kolay kurtulamamamızdır. Şöyle bir düşünürsek dünyamızı aslen alışkanlıkların yönettiğini söyleyebiliriz. Alışkanlıklar ikiye ayrılır: Güçlendirici Alışkanlıklar ve zayıflatıcı alışkanlıklar yani Bağımlılıklar. Alışkanlıklar konusu derya deniz, ancak burada işin pratik kısmına daha çok odaklanmak istiyorum. O yüzden son olarak tüm alışkanlıkların temeline bakalım ve hareket planımıza geçelim 🙂 Bir insanın sahip olabileceği bin tane alışkanlık varsa bin tanesinin de temelinde bu yatar. Canın sıkılır (işaret, tetikleyici), Instagram’a girer ve komikli şeylere bakarsın (hareket), daha iyi hissedersin (ödül). İşaret sadece bir düşünce ya da gördüğün herhangi bir şey de olabilir. Markette bir çikolata görüp onu yediğinde (tabi satın aldıktan sonra :)) daha mutlu hissedersin. Alışkanlık dediğimiz şey; işareti gördüğümüzde ödüle ulaşmak için yaptığımız harekettir. Bu mantığı hakkıyla anlayan herkes bile kötü alışkanlıklarından kurtulabilir. Alışkanlıkların ikinci ve son temeli ise; aslında tamamının  Dopamin dediğimiz beynimizdeki nörotransmitter ile bağlantılı olduğudur. Dopamin, beynimizin bizi ödüllendirme mekanizmasıdır. Motivasyonumuzu oluşturur. Ancak 21. yüzyılda kendimizi fastfooda, sosyal medyaya, fazla şekere, bardak bardak kahveye alıştırdığımız için bu doğal mekanizmayı bozduk. Sınavdan iyi bir not aldığında dopamin ödülün 100 ise bir bilgisayar oyunu oynamak ya da sosyal medyada fazlaca like almak 400 dopamin verir. Çok da zor şeyler yapmadan 400 alabilir haldeyiz, buna alıştığımızda da sınavdan not almak o kadar ödüllendirici gelmemeye başlar; bu sebeple uzun vadede değerli olan şeylerden uzaklaşıp daha çok fast food, sosyal medya ve şekere bağlanırız. Ders çalışmak ise beşinci planda kalmıştır. Umarım bu çok önemli noktayı yeterince aydınlatabildim. Şöyle bir durup kendine ve etrafına baktığında alışkanlıkların hayatlarımızı nasıl etkilediğini açıkça görebilirsin. Kötü haber ise şudur; bir alışkanlıktan tamamen kurtulmak imkansızdır. Yani, bisiklete binmeyi bir kez öğrendiğinde otuz yıl sonra tekrar rahatlıkla bisiklete binebilirsin. Bir kötü alışkanlığa sahip olduğunda ise nöral yollardan onu silmek imkansızdır. İyi haber ise bu gerçeğe rağmen yine de başarıya ulaşabileceğimizdir. Detayları az sonra konuşacağız 🙂

Bağımlılıktan Özgürlüğe

Güçlendirici alışkanlıklara geçmeden önce biraz zincirlerden kurtulmakla ilgilenelim. Eğer sigara, alkol gibi kötü alışkanlıklarımız yoksa kendimizi hiçbir şekilde bağımlı olarak görmeyiz. Her sabah içmek zorunda hissettiğimiz kahve, saatlerimizi tükettiğimiz sosyal medya, bir türlü kurtulamadığımız olumsuz düşüncelerin döngüsü, başkalarını eleştirme eğilimimiz, yediğimiz fastfoodlar ve şekerli şeyler pek bir göz ardında kalır. Ancak bunlar da en büyük bağımlılıklardandır. Bağımlılık dediğimiz şey şudur; zararı olan bir alışkanlığı zararına rağmen sürdürmek. Alışkanlıkların temelinde konuştuklarımızı hatırlıyor musun? Bağımlılıklar dediğimiz bu zayıflatıcı alışkanlıkları aslında ilk başlarda keyif alarak yapıyorduk, bize bir zararı da dokunmuyordu. Sigara içmek zararlıdır diye herkes söyler ancak sosyal medyaya girip paylaşımları okumak zararlıdır diye düşünmek pek aklımıza gelmez. Şekerli şeyler yemek de, sosyal medyaya girmek, oyun oynamak da keyiflidir ve bizim için iyidir; ancak az yaptığın sürece. Zamanla, bir oyunu kazanmak; sosyal medyada daha fazla beğeni almak; kendini iyi, değerli ve mutlu hissetmen için bir önşart haline geliyorsa bu, sağlığın için hiç de iyi değildir. Yukarıda saydığım bağımlılıklara ya da başkalarına sahip olabilirsin. Yapman gereken en öncelikli şey, sakin bir şekilde bu bağımlılıklara ne derecede sahip olduğunu düşünmek. Bu konuda kendine dürüst olmalısın. Bağımlı olup olmadığından çok emin değilsen o şeyi yapmayı bir günlüğüne tamamen bırakabilir misin onu düşün. İki gün, bir hafta? Eğer bu düşünce bile ürkütücü geliyorsa kendi başarın ve mutluluğun için bunun üzerine gitmelisin.

Başarı Planı

1- Bir bağımlılığın bütün zararına rağmen o kişiye verdiği bir ‘ödül’ vardır. Kahve bağımlısı kişi tadı için kahve içiyor olabilir ya da kafein almamanın getirdiği bağ ağrısından kurtulmak için. Bu ödülü keşfet. Yalnız kaldığın için mi sosyal medyaya giriyorsun? Ödülü keşfetmek kurtuluş için çok önemli bir adımdır. 2- Bağımlılıklar o kadar güçlü alışkanlıklardır ki işareti gördüğünde ödülü almak için bilinçli bir karar vermeden dahi harekete geçebilirsin. Ödülü bulduğumuza göre şimdi işareti bulmamız gereklidir. İşaretler çok çeşitlidir, markette çikolatayı görmek, değerli hissetmek vb. Bunu bulduğumuzda en önemli ikinci adımı da atmış oluruz. 3- Bir bağımlılığı tamamen unutmak mümkün değil, o nöral yollar ömrümüz boyunca bizimle kalacak. Ancak işareti gördüğümüzde yaptığımız şeyi (hareket) değiştirirsek o nöral yolları olabildiğince zayıflatıp yenilerini oluşturabiliriz. Bir bağımlılıktan kurtulmanın olmazsa olmaz son adımı budur, hareketi değiştirmek. İşareti değiştiremezsin, ödülü de değiştiremezsin. İşaretler genellikle bizden bağımsız oluşur. Ödül ise pek çok kez en temel ihtiyaçlarımıza hitap eder. Ancak işareti görünce yaptığımız şeyi değiştirerek bağımlılıktan kurtulmamız mümkündür. Zararlı alışkanlık: Yalnız hissetmek -> Sosyal medyaya girmek -> Sosyal hissetmek Yararlı alışkanlık: Yalnız hissetmek -> Bir arkadaşınla, ailenle sohbet etmek -> Sosyal hissetmek Olay bu kadar basit. Ancak gerçekler bu kadar basit değil malesef, Yararlı alışkanlığı her zaman gerçekleştirmek mümkün değil biliyorum. Biriyle buluşup bir kafede oturmak, yüz yüze konuşmak parmağının bir dokunuşu kadar kolay değil. Ancak hem kısa hem de uzun vadede başarın ve mutluluğun için bu, çabana değer. Ve biliyorum, çalışmaktan dolayı başka şeylere çok vaktin olmuyor. Ama tüm yoğunluğuna rağmen ders dışı şeyler yapmak dinlenmene, kendine ve ihtiyaçlarına hitap edeceği için yine, verimli çalışmana da katkı sağlamış olur. Asla “ben çalışıyorum hayatım yok” ya da “sınav geçsin ondan sonra” diye düşünme. Evet sınavdan sonra bir süreliğine daha rahat olacaksın ama bir parça da olsa bugün de bu şekilde yaşıyor olmalısın. Özetle; bağımlılığının farkında ol, kurtulmak için yaptığın hareketi değiştir ve yeni alışkanlığın oturana kadar sürekli tekrar et. Ek olarak, bir alışkanlığı tamamen unutmak mümkün olmadığı için, sürekli olarak o bağımlılığın zararlarına ve yeni alışkanlığının yararlarına odaklan. Bir sonraki bölümde bu bilgilerimizi güçlü alışkanlıklar oluşturup daha kolay şekilde daha başarılı olmanın yollarını konuşacağız, kendine iyi bak 🙂 Bu rehberin ömrün boyunca karşılaşabileceğin kötü alışkanlıklara karşı bir koruma kalkanı görmesi umuduyla 🙂